<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KİTAPLARIM &#8211; Yazar Cengiz Yıldırım&#039;ın Kişisel Sayfası</title>
	<atom:link href="https://cengizyildirim.net/category/kitaplarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cengizyildirim.net</link>
	<description>Okumak İyidir.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Mar 2026 17:53:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/cropped-CENGIZ-YILDIRIM-140-x-48-piksel-500-x-500-piksel-1-32x32.png</url>
	<title>KİTAPLARIM &#8211; Yazar Cengiz Yıldırım&#039;ın Kişisel Sayfası</title>
	<link>https://cengizyildirim.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BİLİNMEYEN YÖNLERİ İLE AŞIK VEYSEL</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/blog-yazisi-3/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/blog-yazisi-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 May 2021 16:13:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://demo.temavadisi.com/vadikurumsalv5/?p=54</guid>

					<description><![CDATA[ÂŞIK VEYSEL &#160; Âşık Veysel’in hayatı ve sanatını yazarken yaşadığı coğrafyayı ve toplumsal süreci her açıdan ele almak; Veysel’i, Veysel Yapan etmenleri yani, yoksulluğu, yani çiçek hastalığını, eşinin kendisini terk etmesini, Halkevlerini, Köy Enstitüleri’ni, Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in toplumsal önemini ele alarak yazmak gerekiyor. Veysel adı acıdır, ıstıraptır, dirençtir, her şeye rağmen var olmaktır. Gözleri görmeyen, herkesin yardımına ihtiyaç duyması gereken bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>ÂŞIK VEYSEL</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Âşık Veysel’in hayatı ve sanatını yazarken yaşadığı coğrafyayı ve toplumsal süreci her açıdan ele almak; Veysel’i, Veysel Yapan etmenleri yani, yoksulluğu, yani çiçek hastalığını, eşinin kendisini terk etmesini, Halkevlerini, Köy Enstitüleri’ni, Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in toplumsal önemini ele alarak yazmak gerekiyor. Veysel adı acıdır, ıstıraptır, dirençtir, her şeye rağmen var olmaktır.</p>
<p>Gözleri görmeyen, herkesin yardımına ihtiyaç duyması gereken bir insan sazını omzuna asmış, saza “şeytan” dendiği bir dönemde “uzun ince bir yolda” köy köy, kasaba kasaba dolaşmış Cumhuriyet’in hedefi doğrultusunda yürümüş bunun dışında bir ödün vermemiştir.</p>
<p>Âşık Veysel, bu topraklarda yaşayan halkın Çok kimlikli yapısını kıymetli bulmuş, şiirlerinde birliği, kardeşliği, çalışkanlığı, güzel ahlakı ve doğruluğu işlemiş, halk ile aydınlar arasında iki yönlü bir köprü vazifesi görülmüştür.</p>
<p>Bu yönüyle Âşık Veysel, yerellikten çıkmış ulusal, hatta evrensel bir kimlik kazanmıştır.</p>
<p>Aramızdan ayrılalı 50 yıl geçmesine rağmen, saz ve söz şairlerinin müstesna kabiliyeti ve pek nadir örneklerinden biri olan Âşık Veysel, Türk folklorunda kendi nev’i arasında şahsına münhasır bir insan olarak yaşayacaktır. Âşık Veysel’in yaşamını, sanatını, âşıklık geleneğindeki yerini, anılarını, kendisiyle yapılan röportajları, başkalarının kendisi için  söylediği sözleri, hakkında yazılan kitapları, makaleleri, Filmleri, âşıkla ilgili her ne varsa üç bölüm halinde ele aldığım çalışmamda eksiksiz olarak bulabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Cengiz Yıldırım Aralık 2022 Ankara</strong></em></p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, KASIM 2022, 13,5X21, SAYAFA SAYISI 240,  5. BASIM</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/blog-yazisi-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALEVİLERİN GİZLENEN TARİHİ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/alevilerin-gizlenen-tarihi/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/alevilerin-gizlenen-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:38:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Gizlenen Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=230</guid>

					<description><![CDATA[ALEVİLERİN GİZLENEN TARİHİ Yaptığım bu çalışma, Anadolu ve Balkanlar da Hâkim din Sünni İslam’ın savunucuları Selçuklu ve Osmanlılar tarafından muhalefete itilmiş hep suçlanmış (zındık, mülhid, kâfir vb), katliama maruz kalmış, yerinden yurdundan edilmiş literatürde Heterodoks İslam olarak adlandırılan Alevilerin Gizlenen Tarihidir. Bu çalışmamda yazdıklarım, bulduğum yeni belgeler veya kimsenin bilmediği özgün metinler üzerine değil, tam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[


<h2><strong>ALEVİLERİN GİZLENEN TARİHİ</strong></h2>
<p>Yaptığım bu çalışma, Anadolu ve Balkanlar da Hâkim din Sünni İslam’ın savunucuları Selçuklu ve Osmanlılar tarafından muhalefete itilmiş hep suçlanmış (zındık, mülhid, kâfir vb), katliama maruz kalmış, yerinden yurdundan edilmiş literatürde Heterodoks İslam olarak adlandırılan Alevilerin Gizlenen Tarihidir.</p>
<p>Bu çalışmamda yazdıklarım, bulduğum yeni belgeler veya kimsenin bilmediği özgün metinler üzerine değil, tam tersine yazdıklarım, genel tarih türünü ele alan temel kaynaklara dayanmaktadır. Çalışmamda özgün olan taraf bu bilgiler değil, bu bilgilerin birbiriyle ilişkilerinin kurulması ve belli bir sistematik içinde yorumlanmasıdır. Okurlarım, okuduklarıyla karşılaştıklarında, birçok yerde belki şaşıracak belki kızarak, belki de sevinerek, pek çok gerçeğin nasıl gözden kaçmış ya da kaçırılmış olduğunu fark edeceklerdir.</p>
<p>“Alevilerin Gizlenen Tarihi”yle ilgili çalışmam hangi inançtan ve ya ideolojik, siyasal çözümden yana tavır alırlarsa alsınlar, değerli okurlarımın bu tavırlarını doğru ve nesnel tarihsel gerçeklere dayandırmalarına yardımcı olacaktır. Amacımın olayların geçtiği tarihi süreci o günün koşullarında objektif olarak ele almak ve okuyucuyu doğru bilgilendirmektir.</p>
<p>&nbsp;</p>



<p><em><strong><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;">Cengiz YILDIRIM / Eylül 2021 Ankara</span></span></strong></em></p>



<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, MART 2024, 13,5X21, SAYFA SAYISI 432, 2. BASIM</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KİTAP İÇİN NE DEDİLER</strong></h2>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />


<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="617" height="617" class="wp-image-852" style="aspect-ratio: 1; object-fit: cover; width: 249px; height: auto;" src="https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/emel-uzman.jpg" alt="" srcset="https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/emel-uzman.jpg 617w, https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/emel-uzman-300x300.jpg 300w, https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/emel-uzman-150x150.jpg 150w, https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/emel-uzman-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 617px) 100vw, 617px" /></figure>



<p><strong>Emel Uzman Uzman (Kadın Hakları Savunucusu Aktivist)</strong></p>



<pre class="wp-block-preformatted"><strong>Teşekkürler Cengiz Yıldırım,</strong>
Tarihi yazanlar hep iktidarın gönlünde yer etmek için yanlı yazıyorlar. Ve biz ne yazık ki geleceğe emanet olarak bıraktığımız yazılarda başkalarının yazdığı tarihi referans olarak gösteriyoruz. İşte Cengiz Yıldırım canımız bu kaygı ile büyük bir emek harcayarak “Alevilerin Gizlenen Tarihi” adını taşıyan  çok değerli bir yapıt ortaya çıkarmış. Emeklerine sağlık. Toplumlar kendi tarihlerini yazamazsa mazisi kayıp ve geleceği belli olmayan bir yolculuğa çıkar. Geçmişten kesitlerle bugünü kucaklayan Cengiz canımızın emeklerine sağlık.
</pre>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/alevilerin-gizlenen-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KATLİAMIN ADI YAVUZ SELİM VE İDRİSİ BİTLİS-İ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/katliamin-adi-yavuz-selim-ve-idrisi-bitlis-i/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/katliamin-adi-yavuz-selim-ve-idrisi-bitlis-i/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[İdris-i Bitlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılbaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şah İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=235</guid>

					<description><![CDATA[KATLİAMIN ADI YAVUZ SELİM VE İDRİS-İ BİTLİSİ Tarihte öyleleri vardır ki isimleri yaptıklarıyla özdeştir, yaptıkları isimleriyle anılır. Bu isimler daha çok yaptıklarıyla belleklerde kalır. Yaptıkları zulüm ise nefretle anılırlar. Zülüm bazen o kesime zulmetmek isteyen birilerini bir araya getirir. Bunlardan biri de Yavuz Selim gibi Kızılbaşlara zulmeden İdris-i Bitlisi’dir. Bu yapılanlar zulme uğrayanlarda öyle bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>KATLİAMIN ADI YAVUZ SELİM VE İDRİS-İ BİTLİSİ</strong></h2>
<p>Tarihte öyleleri vardır ki isimleri yaptıklarıyla özdeştir, yaptıkları isimleriyle anılır. Bu isimler daha çok yaptıklarıyla belleklerde kalır. Yaptıkları zulüm ise nefretle anılırlar. Zülüm bazen o kesime zulmetmek isteyen birilerini bir araya getirir. Bunlardan biri de Yavuz Selim gibi Kızılbaşlara zulmeden İdris-i Bitlisi’dir. Bu yapılanlar zulme uğrayanlarda öyle bir travma yaratmıştır ki, aradan beş yüz yıl geçmesine rağmen hala hafızaları meşgul etmektedir.</p>
<p>Bu çalışmayı, tarihi belgeler ışığında yazmaya özen gösterdim. Ancak, resmi tarih olayları, olayların geçtiği yerleri, olayların içinde yer alan kesimleri öyle çarpıtarak vermiş ki, sanki Şah İsmail, Anadolu’daki taraftarları Kızılbaşlarla bir olup Osmanlı topraklarını işkâl etmiş, hatta İslam’ı ortadan kaldırmaya çalışmış, Yavuz Selim’de bu Müslüman düşmanları kâfirleri, yola getirmek için bu katliamları yapmak zorunda kalmıştır.</p>
<p>“Katliamın Adı: Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi” adını taşıyan çalışmam hangi inançtan ve ya ideolojik, siyasal çözümden yana tavır alırlarsa alsınlar, değerli okurlarımın bu tavırlarını doğru ve nesnel tarihsel gerçeklere dayandırmalarına yardımcı olacaktır. Amacım olayların geçtiği tarihi süreci o günün koşullarında objektif olarak ele almak ve okuyucuyu doğru bilgilendirmektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;">Cengiz YILDIRIM / Eylül 2021 Ankara</span></span></span></span></strong></em></p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI: KASIM 2021, 13,5X21, SAYFA SAYISI 192</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/katliamin-adi-yavuz-selim-ve-idrisi-bitlis-i/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVRENSEL ULULARIMIZ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/evrensel-ululalirimiz-ahi-evran-haci-bektas-i-veli-yunus-emre/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/evrensel-ululalirimiz-ahi-evran-haci-bektas-i-veli-yunus-emre/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:47:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahi Evran]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bayram Velî]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=239</guid>

					<description><![CDATA[EVRENSEL ULULARIMIZ Üzerindeki arızalı Anadolu coğrafyasında toplumu biçimlendiren, kültürel oluşuma katkı sağlayarak gönül dünyamızı aydınlatan büyük değerlerimiz olmuştur. Bu değerlerimiz; Türkiye Milli Komitesi’nin girişimleriyle UNESCO tarafından evrensel kategoride değerlendirilmiş ve 2021 yılını Ahi Evren, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre’yi anma yılı ilan etmiştir. XIII. yüzyılın en çalkantılı dönemlerde yaşamış olan Ahi Evran, Hacı Bektaş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>EVRENSEL ULULARIMIZ</strong></h2>
<p>Üzerindeki arızalı Anadolu coğrafyasında toplumu biçimlendiren, kültürel oluşuma katkı sağlayarak gönül dünyamızı aydınlatan büyük değerlerimiz olmuştur. Bu değerlerimiz; Türkiye Milli Komitesi’nin girişimleriyle UNESCO tarafından evrensel kategoride değerlendirilmiş ve 2021 yılını Ahi Evren, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre’yi anma yılı ilan etmiştir.</p>
<p>XIII. yüzyılın en çalkantılı dönemlerde yaşamış olan Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre, savaşlardan, kıtlıklardan, yağmalardan bunalan halka, yetiştiği kültür kaynağının kendilerine verdiği inançsal düşünce ve öğreti zenginliği çerçevesinde umudu, gönül zenginliğini ve bağnazlıktan uzak dinselliği anlatarak, halkın gönlünde yer etmiş ve günümüze kadar gelmiş evrensel ulularımızdır.</p>
<p>Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmada Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre’nin Yaşamları, inançları, bulundukları sosyal-kültürel alanları, kimden etkilendikleri, kimleri etkiledikleri ve nasıl bir iz bıraktıkları, temel kaynakların verileri ışığında yaptığım çalışmayla doğruya en yakın biçimde okurlara sunulmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;"><span dir="auto" style="vertical-align: inherit;">Cengiz YILDIRIM /Eylül 2021 Ankara</span></span></span></span></span></span></strong></em></p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, KASIM 2021, 13,5X21,  SAYFA SAYISI 192 </strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/evrensel-ululalirimiz-ahi-evran-haci-bektas-i-veli-yunus-emre/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞAH İSMAİL HATAYİ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/sah-ismail-hatayi/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/sah-ismail-hatayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:56:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Hatai]]></category>
		<category><![CDATA[Hatayi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah İsmail]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=251</guid>

					<description><![CDATA[&#160; ŞAH İSMAİL HATAYİ Şah İsmail’e ilgim aslında, ilkokul yıllarımda köyümde yapılan bir Cem erkânında “Şah Hatayi” ismi geçtiğinde Cem erkânında bulunan insanların ne kadar büyük bir saygıyla eğildiklerini gördüğümde başlamıştı. Şah Hatayi Kimdi? Nasıl ulu bir kişiydi ki, cemdekiler Hz. Ali ve Hz. Hüseyin gibi adı geçtiğinde saygıyla eğiliyorlardı. 15. yüzyılın son çeyreğinde Erdebil’de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>ŞAH İSMAİL HATAYİ</strong></h2>
<p>Şah İsmail’e ilgim aslında, ilkokul yıllarımda köyümde yapılan bir Cem erkânında “Şah Hatayi” ismi geçtiğinde Cem erkânında bulunan insanların ne kadar büyük bir saygıyla eğildiklerini gördüğümde başlamıştı. Şah Hatayi Kimdi? Nasıl ulu bir kişiydi ki, cemdekiler Hz. Ali ve Hz. Hüseyin gibi adı geçtiğinde saygıyla eğiliyorlardı.</p>
<p>15. yüzyılın son çeyreğinde Erdebil’de dünyaya gelen Şah İsmail, kendini tarikatın siyasallaşması sonucu ortaya çıkan kargaşa ortamında bulmuştur. Çocukluğu baskı altında ölüm korkusuyla geçmiş, sanatı da dedesi Şeyh Cüneyd ve Babası Şeyh Haydar’ın halifeleri olan Anadolulu Kızılbaş dedelerin verdiği tasavvufi bilgiler ışığında gelişmiştir. 38 yıl gibi kısa bir yaşamı olan Şah İsmail’in, savaş alanlarında kazandığı başarılarının yanı sıra kalemini bir kılıç gibi son derece etkili kullanabilen nadir devlet adamlarındandır. Hatayi tapşırmasını (mahlasını) kullanarak şiirler, deyişler yazan Şah İsmail Azeri halk edebiyatının en büyük ustası sayılmıştır. Yazdığı şiirler Anadolu insanının ruhunu okşamış ve bilincine yerleşmiştir. Şah İsmail Alevi-Bektaşi-Kızılbaş halk edebiyatında da “Yedi Ulu Ozan’dan biridir.</p>
<p>Alevi-Bektaşi-Kızılbaş Cem erkânlarında “Hatayi” mahlaslı şiirleri, deyişleri vazgeçilmez bir inanç ve kültür unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Seçkin Türkçe ve Farsça yapıtlar veren Şah İsmail şiirlerinde, heyecanlı bir sanatçı ruhu ile lirizmi yer yer bütünleştirmiştir. İnancına ve davasına son derece bağlı olan Şah İsmail’in dizelerinde, Hurufilik inancının etkisi görülür. Bu açıdan Habibi ve Nesimi gibi ustalardan yararlandığı söylenebilir. Şah İsmail’i ünlü ve ölümsüz bir yapan daha çok da Kızılbaş-Alevi yol ve erkânını içeren deyiş ve şiirlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Cengiz YILDIRIM, Temmuz 2020 / Ankara</strong></em></p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, OCAK 2026,  13,5X21, SAYFA SAYISI 464, 2. BASIM </strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/sah-ismail-hatayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞAH İSMAİL ; SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/safevi-kizilbas-devleti/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/safevi-kizilbas-devleti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:59:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Erdebil]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Safevi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Cüneyd]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=254</guid>

					<description><![CDATA[&#160; ŞAH İSMAİL SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİ Safevi Kızılbaş Devleti, tarikattan devlete doğru bir süreç izlemiştir. Şah İsmail’in büyük dedesi Şeyh Safiyüddin Safi tarafından 1301’de Erdebil’de kurulan Safevi tarikatı İlk dönemlerinde daha çok Azerbaycan, İran, Anadolu, Suriye ve Irak bölgesinde hem elitler hem de halk kitleleri üzerinde oldukça etkili olmuştur. Safevi tarikatı başlangıcından Şeyh Cüneyd’in tarikat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>ŞAH İSMAİL SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİ</strong></h2>
<p>Safevi Kızılbaş Devleti, tarikattan devlete doğru bir süreç izlemiştir. Şah İsmail’in büyük dedesi Şeyh Safiyüddin Safi tarafından 1301’de Erdebil’de kurulan Safevi tarikatı İlk dönemlerinde daha çok Azerbaycan, İran, Anadolu, Suriye ve Irak bölgesinde hem elitler hem de halk kitleleri üzerinde oldukça etkili olmuştur. Safevi tarikatı başlangıcından Şeyh Cüneyd’in tarikat postuna oturduğu 1447’ye kadar İslam dünyasının hemen her köşesinde rastlanan Hz. Ali sevgisine dayanan standart Sufi bir tarikat yapısında faaliyetlerini sürdürmüştür.</p>
<p>Kaynakların belirttiğine göre; Safevi tarikatının Şeyh Cüneyd ile birlikte “Safevi Sufi Tarikatı”ndan Safevi Hareketi”ne dönüştürüldüğü kaydedilir. Safevi Devleti’ne giden yol Şeyh Cüneyd’in Karakoyunlu Cihanşah tarafından sürgün edilmesiyle başlar. Bir bakıma, Cüneyd’in Şeyhliği, yarım yüz yıl sonra Şah İsmail liderliğinde “Safevi Kızılbaş Devleti”ni yaratacak olan Kızılbaş devriminin başlangıç noktasına işaret eder.</p>
<p>Altı buçuk yıl öldürülme korkusuyla Gilan’da dağlarında saklanan Şah İsmail, dedesi Şeyh Cüneyd ve babası Şeyh Haydar’ın Anadolulu halifeleri Kızılbaş Sufiler tarafından korunmuş, eğitilmiştir. On iki yaşını doldurduğunda 1499’da Gilan’dan yedi Kızılbaş Sufi eşliğinde ayrılan Şah İsmail 1500 yılında Erzincan Sarıkaya Yaylası’nda toplanan Türkmen-Kızılbaş aşiretlerle yapılan büyük kurultayda “sen bizim şahımız ol” diyen 7000 savaşçıyla yola çıkmış, on dört yaşında Akkoyunlu Devleti’ni yıkarak Tebriz’de “taç” giyip, Safevi Kızılbaş Devleti’ni (1501) ilan etmiştir.</p>
<p>Bu çalışma, sekiz bölümden oluşmaktadır. Kitap da, Safevi Tarikatı ve devamı olan Safevi Devleti’nin ortaya çıkışı, dayandığı kökler, geçirdiği evreler ele alınmış, Safevi Tarikatı ve Devleti’nin çağdaşı olan aynı coğrafyada bulunan devletlerle olan dini-siyasi münasebetleri orijinal kaynaklardan aktarılmıştır. Bu çalışma, Şah İsmail’in ölümünden (1524) sonra oğlu Şah Tahmasp’ın on yıllık hükümdarlığı (1524-1533) sürecini de içine alarak son bulmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong> Cengiz YILDIRIM / Şubat 2020 Ankara</strong></em></p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, OCAK 2026, 13,5X21, SAYFA SAYISI 360, 3. BASIM</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3 class="wp-block-post-title">ŞAH İSMAİL ; SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİ</h3>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />


<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="488" height="304" class="wp-image-868" src="https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/KAYA-GOKCE.jpg" alt="" srcset="https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/KAYA-GOKCE.jpg 488w, https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/KAYA-GOKCE-300x187.jpg 300w, https://cengizyildirim.net/wp-content/uploads/2026/03/KAYA-GOKCE-150x93.jpg 150w" sizes="(max-width: 488px) 100vw, 488px" /></figure>



<pre class="wp-block-preformatted"><strong>Kaya Gökçe:  Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacıbektaş Veli Araştırma Merkezi Üyesi</strong><br /><br /><strong>Sevgili Hocam Cengiz YILDIRM</strong><br /><br /><em><strong>“ŞAH İSMAİL SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİ”</strong></em> adlı kitabınızı dikkatlice okumaya çalıştım, <em><strong>ŞAH İSMAİL</strong></em> ile ilgili olarak değişik yazarlara ait bir hayli kitap okudum... Burada isimlerini tek tek zikretmek istemiyorum Cengiz Yıldırım hocam...<br />Belleğimizi yenilemek açısından sizin kitabınızı okumak benim için ayrı bir zevkti..<br />Burada dikkatimi çeken en önemli nokta Osmanlı tarih yazıcılarının <em>”Saray tarihçilerinin ”</em> bir kez daha ne kadar tarafgir, tek taraflı bir anlayışın esiri olduklarını anladım. Eserinizi okuyunca...<br /><strong><em>ŞAH İSMAİL</em></strong> ile ilgili o kadar çok bilgi kirliliği var ki ,bunu kelimeler ile izah etmek  mümkün değil...Toplumumuz bu büyük Türk hakanını gerçek manada tanımamaktadır..<br />İnşallah bundan sonra kıymetli eserinizle toplumumuzun doğru bilgiye ulaşması noktasında hayırlı bir dönüşüme vesile olursunuz ortaya koyduğunuz eserinizle... Hizmet hak içindir, hak hizmetlerinizi kabul, muratlarınızı hâsıl eylesin kıymetli hocam... Hüsnü aşk ile...</pre>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/safevi-kizilbas-devleti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEYYİT HÜSEYİN GAZİ  VE OĞLU BATTAL GAZİ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/seyyit-huseyin-gazi-ve-oglu-battal-gazi/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/seyyit-huseyin-gazi-ve-oglu-battal-gazi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:04:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=256</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Tarihi kaynaklara göre, Hüseyin Gazi ve oğlu Battal Gazi, 9. yüzyılda Gazi Eren kimliğiyle bugünkü Anadolu topraklarında yaşamış ve İslam adına Bizans’a karşı gaza için akınlarda bulunmuşlardır. Bu akınlar sırasında hayatlarını kaybeden Seyyid Hüseyin Gazi’nin türbesi Ankara’nın Mamak ilçesinde, oğlu Seyyid Battal Gazi’nin türbesi ise Eskişehir’in Seyitgazi ilçesindedir. Kaynaklarda, Seyyid Hüseyin Gazi ve oğlu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Tarihi kaynaklara göre, Hüseyin Gazi ve oğlu Battal Gazi, 9. yüzyılda Gazi Eren kimliğiyle bugünkü Anadolu topraklarında yaşamış ve İslam adına Bizans’a karşı gaza için akınlarda bulunmuşlardır. Bu akınlar sırasında hayatlarını kaybeden Seyyid Hüseyin Gazi’nin türbesi Ankara’nın Mamak ilçesinde, oğlu Seyyid Battal Gazi’nin türbesi ise Eskişehir’in Seyitgazi ilçesindedir.<br />
Kaynaklarda, Seyyid Hüseyin Gazi ve oğlu Battal Gazi, yiğitlikleri, kahramanlıkları, pehlivanlıkları ve evliyalık özellikleriyle tanıtılmakta ve büyük bir saygı ile anılmaktadır. Onları önemli kılan bir diğer husus ise, birçok kaynağın onları &#8220;Seyyid&#8221; olarak tanımlamasıdır. Bu unvan, hem soylarını hem de dini ve manevi yüksek konumlarını vurgulamaktadır. Bu nedenle, özellikle XVI. yüzyıldan itibaren Alevi-Bektaşi şairleri, Hüseyin Gazi ve Battal Gazi’yi büyük bir hürmetle yad eden nefesler söylemiş, aynı şekilde Alevi-Bektaşi toplulukları da onları büyük evliyalardan saymıştır.<br />
&#8220;Bu çalışmada, Seyyid Hüseyin Gazi ve Battal Gazi’nin doğumlarından ölümlerine kadar olan tarihi süreçler ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve her iki şahsiyet arasındaki baba-oğul bağının tarihi kanıtlarla ispatlandığı ortaya konulmuştur. Araştırmamızda, hem güvenilir tarihi kaynaklar hem de menkıbevi anlatılar bir arada değerlendirilmiş; bu sayede her iki figür arasındaki soy bağına dair güçlü bir irsiyet bağlantısı kurulmuştur. Ayrıca, sempozyum bildirileri ve bilimsel makalelerden de faydalanarak konunun derinlemesine incelenmesine olanak sağlanmıştır. Sonuç olarak, okurlarımız, her iki tarihi şahsiyetle ilgili doğruya en yakın verilere dayalı kapsamlı bir bilgiye ulaşacaklardır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/seyyit-huseyin-gazi-ve-oglu-battal-gazi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAZLULLAH HURİFİ SEYYİD NESİMİ KUL NESİMİ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/fazlullah-hurifi-seyyid-nesimi-kul-nesimi/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/fazlullah-hurifi-seyyid-nesimi-kul-nesimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:09:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=260</guid>

					<description><![CDATA[&#160; XIV. yüzyılın sonlarına doğru İran’da Fazlullah Estarabi’nin kurduğu Hurufilik, gerçeklerin harflerde gizli bulunduğunu ileri süren, evrendeki tüm varlık ve olguların şifrelerini harflere dayanarak çözümlemeye çalışan, böylece oluşturulan genel bir yorum anlayışı tevil sayesinde yaşamın ardındaki antolojik özü ortaya çıkarmayı amaçlayan bir inanç sistemidir. Yaratılışın Tanrı’nın sözleriyle, yani “kelam”la gerçekleştiğini, “kelam”ın harflerden oluştuğunu, her harfin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>XIV. yüzyılın sonlarına doğru İran’da Fazlullah Estarabi’nin kurduğu Hurufilik, gerçeklerin harflerde gizli bulunduğunu ileri süren, evrendeki tüm varlık ve olguların şifrelerini harflere dayanarak çözümlemeye çalışan, böylece oluşturulan genel bir yorum anlayışı tevil sayesinde yaşamın ardındaki antolojik özü ortaya çıkarmayı amaçlayan bir inanç sistemidir. Yaratılışın Tanrı’nın sözleriyle, yani “kelam”la gerçekleştiğini, “kelam”ın harflerden oluştuğunu, her harfin de belirli sayısal değerlere özdeş olduğunu tasarlayan Hurufilik, sonuç olarak “kelam”ı, harfleri ve sayıları birbirini bütünleyen bir yaratma eyleminin unsurları olarak birleştirmiştir. Hurufi felsefesinin bu temel ilkeleri, bir yandan yorumlanması gereken bir metin olarak “Kur’an”a, öte yandan çözümlenmesi gereken bir gizem olan insan yüzüne yansımış, böylece Hurufilikte insanın kutsallığı, hatta Tanrı durumuna yükseltilmesi sonucu doğmuştur.<br />
Geçerli olan dinsel Sünni (ehli-sünnet) anlayışa aykırı düşen görüşleri yüzünden Hurufilik, ulemanın baskısıyla İran’a egemen olan Timur hanedanından gördüğü büyük şiddet ve baskılar karşısında XV. yüzyıl başlarından itibaren Suriye ve Anadolu’ya geçmek zorunda kalmıştır. Bu kez de Suriye’deki Sünni inancını taşıyan Memlük yönetiminden ve Anadolu’da Osmanlı yönetiminden baskı görmüş, buna rağmen Rumeli’ye kadar yayılmayı başarmıştır. Görüşleri tasavvuf felsefesini ve özellikle Alevi-Bektaşiliği etkilemiş, ayrıca diğer bazı heterodoks inanç akımları üzerinde de izler bırakmıştır.</p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, ŞUBAT 2024, 13,5X21,  SAYFA SAYISI 320</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/fazlullah-hurifi-seyyid-nesimi-kul-nesimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEKTAŞİLİĞİN TARİHÇESİ</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/bektasiligin-tarihcesi/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/bektasiligin-tarihcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:10:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşi]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=262</guid>

					<description><![CDATA[BEKTAŞİLİĞİN TARİHÇESİ Bektaşiliğin tarihçesinin 13. yüzyıldan itibaren başladığı kabul edilmektedir. Gelişimi iki evreden oluşur. Birinci devre 13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli ile başlayan 15. yüzyılın sonlarına kadar süren oluşum devresidir. İkinci devre 16. yüzyılın başında (1501) Balım Sultan ile başlayan resmen kuruluş ve kurumlaşma dönemidir. Bektaşilik bugün anladığımız anlamdaki formuna bu dönemde yaklaşmış, kurumsal yapılanmaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>BEKTAŞİLİĞİN TARİHÇESİ</h2>
<p>Bektaşiliğin tarihçesinin 13. yüzyıldan itibaren başladığı kabul edilmektedir. Gelişimi iki evreden oluşur. Birinci devre 13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli ile başlayan 15. yüzyılın sonlarına kadar süren oluşum devresidir. İkinci devre 16. yüzyılın başında (1501) Balım Sultan ile başlayan resmen kuruluş ve kurumlaşma dönemidir. Bektaşilik bugün anladığımız anlamdaki formuna bu dönemde yaklaşmış, kurumsal yapılanmaya girmiş, istisnalar (Kalender Çelebi İsyanı 1527) hariç Osmanlı denetiminde yürümüştür.</p>
<p>16. yüzyılın ortalarında 1551’de Ali Paşa’nın (Sersem Ali Paşa) atanmasıyla bir kırılma yaşanmış, Bektaşi tarikatı Dedegan (Çelebiler) ve Babagan (Dedebabalık) şeklinde iki ana kolda faaliyetlerini yürütmüştür. Bu ikinci evrede ise 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması esnasında büyük darbe yiyen ve hatta kapatılan Bektaşi Tekkelerinin Sultan Abdülaziz dönemiyle (1861-1876) birlikte, 1925’te Türkiye Cumhuriyeti’nin Tekke ve Zaviyeleri topyekün yasaklayan kanununa kadar ki süreci tekrar canlanma dönemi olarak ayrı bir değerlendirmeye tabii tutmak gerekir.</p>
<p>1925’ten sonra Bektaşilik Arnavutluk merkezli gizli açık çalışmalarını yürütmüştür. Bektaşilik tarikat olma vasfını yitirse de, Balkanlar’da ve Anadolu’da bulunan tekkeleriyle Alevi-Bektaşiler için inanç merkezi olmaya devam etmektedir.</p>
<p><em><strong>Cengiz YILDIRIM Ocak 2023 Ankara</strong></em></p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, ŞUBAT 2024, 13,5X21, SAYFA SAYISI 320</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/bektasiligin-tarihcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ALEVİLİK</title>
		<link>https://cengizyildirim.net/gecmisten-gunumuze-alevilik/</link>
					<comments>https://cengizyildirim.net/gecmisten-gunumuze-alevilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:12:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİTAPLARIM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cengizyildirim.net/?p=265</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Son yıllarda Alevilik ve Alevilerin İslamiyetle ilişkisi üzerine yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Tartışılagelen Alevilik ve Aleviler konusu benimde ilgimi çeken ciddi olarak araştırdığım bir konudur. Bilindiği üzere Alevilerin yazılı tarihi: “Buyruklar,” “Faziletname,” “Veleyetnameler,” Menkıbelerle sınırlıdır. Alevi tarihi ve kültürü, büyük ölçüde sözlü gelenek yoluyla günümüze taşınmıştır. Ozanlar ve şairler, eserlerinde Hz. Muhammed, Hz. Ali ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Son yıllarda Alevilik ve Alevilerin İslamiyetle ilişkisi üzerine yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Tartışılagelen Alevilik ve Aleviler konusu benimde ilgimi çeken ciddi olarak araştırdığım bir konudur. Bilindiği üzere Alevilerin yazılı tarihi: “Buyruklar,” “Faziletname,” “Veleyetnameler,” Menkıbelerle sınırlıdır.<br />
Alevi tarihi ve kültürü, büyük ölçüde sözlü gelenek yoluyla günümüze taşınmıştır. Ozanlar ve şairler, eserlerinde Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt&#8217;e saygı ve övgüler sunmuş, Alevilikte önemli bir yer edinmiştir. Ancak bazı kesimler bu figürlerin şiir ve deyişlerdeki yerini görmezden gelmektedir. Bu tutum, Aleviliğin taşıyıcı unsurları olan dedeler, ozanlar ve şairlere olduğu kadar, bu isimlere saygı duyan Alevilere de bir saygısızlık olarak değerlendirilebilir.<br />
Alevilik, İslam’ın Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’in adalet, eşitlik ve özgürlük anlayışına dayanan bir yorumu olarak şekillenmiştir. Orta Asya ve Ortadoğu’da yaşayan Arap, Kürt, Türk ve Türkmen topluluklarından ezilen kesimler, İslam’ın Bâtıni-Alevi anlayışını benimseyerek, önceki gelenek ve göreneklerle harmanlamışlardır. Aleviler, Kur’an’ı Bâtıni yorumlarla anlamış ve ibadetlerini buna göre şekillendirmiştir. Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’e bağlılıkları, onların gösterdiği “Tarik-i Nazenin” ve “Tarik-i Müstakim” yollarını savunmalarının temelidir. Ancak tarih boyunca Sünni İslam’ı dayatan hanedan ve iktidarlar tarafından zulme maruz kalmışlardır.</p>
<p><em><strong>İTALİK YAYINLARI, ŞUBAT 2025,13,5X21, SAYFA SAYISI 480</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cengizyildirim.net/gecmisten-gunumuze-alevilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
